|
b. Osmanlılarda Hoşgörü ve Diyalog Örnekleri |
|
|
|
|
600 yıl dünya siyasetine yön vermiş olan Osmanlı Devleti, bugün hemen her ülkenin yakından ilgisini çekmekte ve özellikle çokuluslu devletlerin bir tecrübe kaynağı olarak gördükleri ibret alıcı bir hüviyet taşımaktadır. Onun bu kadar ilgi çekmesi, sadece Avrupa, Asya ve Afrika'da sahip olduğu geniş stratejik topraklar değil, yönetiminde çok farklı milletleri ve dinleri bir araya getirmesidir. Zira Osmanlı Avrupa'sında ve Anadolu'da o günün Batılı devletlerini gerek etnik, gerekse dinî açıdan yakından ilgilendiren önemli bir nüfus bulunmaktaydı. Aslında Osmanlı Devleti'nin 624 yıllık bir ömre sahip olmasında Türk ve Müslüman olmayan bu nüfusun önemli bir yeri vardır. Gerçekten de Osmanlıların kendi dinlerinden olmayan pek de azımsanamayacak bu topluluklara uyguladıkları hukuk ve hoşgörülü yönetim, Rumeli topraklarında Osmanlıların beklendiğinden daha fazla yayılmalarına ve kalmalarına zemin hazırlamıştır. Nitekim İspanya'da baskı altında kalan Yahudilerin Osmanlı topraklarına getirilerek koruma altına alınması ve yerleştirilmesi, ülkedeki gayrimüslimlere hoşgörünün ve güçlü bir devlete tâbi olmanın avantajını göstermiş ve devlete bağlılıklarını artırmıştır. Çok uzun bir süre ayakta kalan Osmanlı Devleti'nin, sınırları dâhilinde bulunan Gayrimüslimlerle olan münâsebetleri, onlara karşı davranışları hakkında çok geniş bilgi sunmak mümkündür; ancak, konunun hacmini fazla arttırmamak için, bazı örnekler vermekle yetineceğiz. Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı Devleti'nde Gayrimüslim Vakıf ve Dinî Teşekküllerin Statüsü”, Osmanlı’da Hoşgörü, Birlikte Yaşama Sanatı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yay., İst., 2000, s. 127-129.
|