|
e. Sosyal Hayatla ilgili Bazı Kesitler ve Hoşgörü: |
|
|
|
|
İslâmî hoşgörünün belki de en çarpıcı örneklerinden birisi herhangi bir şekilde gayrimüslimlerin tecrit edilmek üzere belirlenmiş mahallelerde oturtulmamış olmasıdır. İlk dönem fatihlerinin ele geçirdikleri yerlerde çoğu zaman Hıristiyanlara ait evlere ve mahallelere yerleştikleri, Hıristiyanlarla Müslümanların asırlarca aynı kentleri paylaştıkları bilinmektedir. Tarih boyunca pek çok devlet diğerlerini hâkimiyet altına aldığında, genelde onların kültürlerini, inanç ve değerlerini değiştirmeye çalışmıştır. Târih, İslâm'dan önce aynı menşee sahip din mensuplarının çoğu zaman birbirlerine zulmettiğini, diğer inanç sahiplerinin mabetlerini bile tahrip ettiğini kaydetmiştir. İslâmiyet'in, vurguladığı temel prensiplerle buna yol açabilecek kapıları kapattığı, hoşgörü ve saygıya dayalı olarak bir arada yaşayabilmenin mümkün olduğunu ortaya koyduğu görülmektedir. Bunun en güzîde örnekleri bizzat Resûlullah ve Hulefâ-i Râşidîn tarafından sergilenmiştir. Daha sonraki tarihlerde de -üzerinde düşünülerek ibret alınması gereken bazı hatalar bir kenara bırakılacak olursa- Hıristiyanlarla bir arada yaşanan toplumsal örgünün, hoşgörü ve saygı ilkesine dayalı karşılıklı sevgi ve anlayışa yönelik bir birliktelikten oluştuğu söylenebilir. Bunun da ötesinde pek çok husus tabiî haklar olarak görülmüş ve saygıyla bunların yerine getirilmesi için çaba sarf edilmiştir. Bugün dahi tarihin kadîm sayfaları arasında kaldığı düşünülen bu yaklaşımlardan çıkarılabilecek sonuçlar bulunmaktadır. Yirmi birinci yüzyıla adım attığımız şu günlerde güzel örneklerin yaşatılmasına ve ziyadeleştirilerek sürdürülmesine daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Levent Öztürk, İslâm Toplumu’nda Hıristiyanlara Gösterilen Hoşgörü Örnekleri (İlk Beş Asır), Sakarya Ün. İlahiyat Fak. Dergisi, 4/2001, s. 25-37.
|