d. Bürokraside Gösterilen Hoşgörü PDF Yazdır E-posta

Hıristiyanların (genel olarak gayrimüslimlerin), İslâm'ın ilk dönemlerinde kendilerine ihtiyaç duyulmasına rağmen istihdamlarının düşünülmemiş olduğu dikkatleri çekmektedir. Fakat, Emevî Devletinin, Hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı Şam topraklarında iktidara gelmesinden itibaren, Hıristiyanların devlet kademelerinde geniş çerçevede istihdam edildikleri bilinmektedir. Özellikle geniş halk kitlelerinin desteğini görmüş Abbasî Devleti'nde de pek çok farklı grup yanında Hıristiyanlar da hoşgörü ile karşılanarak devlet kademelerinde çalıştırılmışlardır. Onlara gösterilen bu hoşgörüye tahammül edemeyen kesimler de olmuştur. Halkın yanlış duygulara sürüklenmesinin en önemli sebeplerinden birisi, kanaatimizce, hoşgörü eğitimi noktasında eksik kalışlarıdır. Halifelerin de bu hususta günlük siyasî çözümleri tercih ettikleri akla gelmektedir. Bürokraside gayrimüslimlere yer verilmesi bir ihtiyacın sonucu olarak cereyan etmiş olsa bile bu aynı zamanda bir hoşgörünün sonucu da sayılır.

Abbasî bürokrasi hayatında vezirlik makamında dahi birçok Hıristiyan görevlendirilmiştir. Bilindiği üzere el-Mâverdî, vezirlik görevini tefvîd-tenfîz (karar-uygulama) şeklinde iki ana gruba ayırmakta ve tenfîz makamında gayrimüslimlerin istihdam edilebileceğini belirtmektedir. Ancak, asırlar içindeki uygulamada gayrimüslim vezirlerin tefvîd (karar) makamında bulundukları da olmuştur. Hıristiyan kökenli vezirler devlet kademelerinde zaten Abbâsîlerin iktidara gelişlerinden itibaren görevlendirilmekteydi. Bununla birlikte Halife el-Müttakî Billah ile Büveyhî hükümdarı Adudüddevle tarafından tefvîd makamında Hıristiyan bir vezir iş başına getirilmişti. el-Maverdî'den yaklaşık bir asır önce yaşamış olan el-Müttakî Billah dönemi fakihlerinden el-Hırakî'nin bu konuda olumlu görüş sahibi olduğu da bilinmektedir. Bundan sonraki tarihlerde Müslümanların kurmuş olduğu pek çok devlette Hıristiyanların vezirlik makamında görevlendirilmesine devam edildiği dikkatleri çekmektedir.

İlk beş asırda kurulan devletlerin pek çok döneminde Hıristiyanlar; Köy Reisi (Mevâzît), Cehbez, Kâtip, Tabip, -her ne kadar cizye verdikleri için askerlik görevinden muaf tutulmuş sayılıyorlarsa da- İslâm ordusunda; asker, Divânü'l- Ceyş Başkanlığı, Kahramâne (özel vekil), Hâzinü’l- Furûş, Zimâm, Sâhibü'ş- Şurta gibi görevlerde bulunmuşlardı. Bunlardan başka valilik, Nil Nehri'nin ölçüm memurluğu, ıktâ idareciliği ve hatta zekât memurluğu gibi görevler de zaman içerisinde kendilerine verilmiştir.

Özellikle birikimleri ve üstün kabiliyetleri sebebiyle tıpla ilgili hususlarda saray tabipliği ve hastanelerin oluşturulması gibi önemli alanlarda ihtiyaçların karşılanması düşünülmüş ve kendilerine saygı duyulmuştur. Yine tercüme faaliyetlerinin temelleri onlar tarafından atılmıştır. Beytü'l- Hikme'nin belkemiğini onlar oluşturmuşlardır. Onların sosyal yaşantıları ise her zaman için hoşgörüyle karşılanmıştır. Özellikle sarayda görev yapan tabipler ailenin bir bireyi olarak kabul edilmiş, izinsiz halife ve yakınlarının odalarına girebilmişlerdir, ibadetlerini hem evlerinde hem de sarayda rahatlıkla yapabilmişlerdir. Cemaatleri adına kilise inşa müsâadesi talepleri de hoşgörüyle karşılanmıştır.

Emevî sarayında önemli bir yeri olan ve saray şairi olarak kendisine önem atfedilen Ahtal'ın saray toplantılarına özel kıyafetiyle, boynunda haçıyla katıldığı, hoş görülmek bir yana Arap muhaliflere karşı söylediği mısralarla baş tacı edildiği bilinen bir husustur. Abbasîler döneminde de pek çok Hıristiyan şair saraya gelerek eserlerini sunmuş ve mükâfat almıştır. Sanatın desteklenmesi fikri bir yana her kültürün ortaya koyduğu esere hoşgörü ve saygı ile yaklaşabilmek belki de ondan daha önemli sayılmalıdır.

 
< Önceki   Sonraki >

Kısa Sûrelerin Tefsîri

Kısa Surelerin Tefsiri
Namaz dinin direğidir. Halkımız arasında namaz sûreleri olarak nitelendirilen -ki aslında tüm sûreler namaz sûresidir

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün24
Dün65
Toplam36274

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol