b. İbadetlerine ve Kutsal Değerlerine Gösterilen Hoşgörü PDF Yazdır E-posta

İslâmiyet'in gayrimüslimlere tanımış olduğu din ve vicdan hürriyeti çerçevesinde onlar, ibadetlerini iste­dik­leri gibi icra etmiş ve ibadet şekilleri ne olursa olsun kendilerine karışılmamıştır.

Allah Resûlünün vefatından kısa bir süre sonra başlayan fetih hareketleri sırasında şehirlerin büyük bir kısmı sulh yoluyla ele geçirildi. Cizye ödemeleri şart koşularak kendileriyle sulh imzalanan gayrimüslimlere, bir ahitname ile yükümlülükleri ve hakları sunuldu. Bu dönemde gerçekleştirilen fetihlere bağlı olarak sunulan ahitnamelerde yer alan maddeler arasında fethedilen beldede mevcut bulunan kiliselerin yıkılmayacağına dair garantiler bulunuyordu.

Kudüs'ün fethi üzerine barış anlaşmasını imzalamak için bu şehre gelen Hz. Ömer, halka, her türlü teminâtı vermiştir. Patrik Sofranyus'un namazını büyük Kıyâme (Ba's) Kilisesi'nde kılması teklifi üzerine Hz. Ömer, ileride camiye çevrilir düşüncesiyle reddetmiştir.[1]

Halife el-Velîd b. Abdülmelik tarafından Dımeşk Mescidi'nin genişletilmesi gayesiyle yıkılan Yohanna Kilisesiyle ilgili hatalı bir uygulama, Halife Ömer b. Abdülazîz tarafından düzeltilmeye çalışılmıştır. O, kiliseyi iade etmek üzere, -her ne kadar Hıristiyanlar buna rıza göstermemişlerse de- caminin yıkılması kararını vererek hukuka ve anlaşmalara riâyetin önemli bir örneğini sergilemiştir.

İslâm’dan önceki zamanlarda mevcut olan ve günümüze kadar korunan pek çok mabet bulunmaktadır. Miladî 3. asırda yapılmış olan Tur Dağı'ndaki Sina Manastırı (St. Catherina Manastırı) bugün de ziyaret edilen önemli bir mekândır. Hıristiyanlık tarihinde ilk mabetlerden olması hasebiyle manevi yeri yüksek olan bu Manastır, camiye çevrilmemiş, sadece bir hatıra olmak üzere küçük bir odası namaz kılınmak üzere seçilmiştir. Dışarıdan bakıldığı zaman küçük minaresi ve çan kulesiyle Tur Dağı'nın eteklerinde yer alan bu tablo, İslâm'ın farklı din mensuplarının mabetlerine bakış açısını ve gerçek diyalog anlayışını ispat etmek üzere zamanımıza kadar ayakta kalmayı başarmıştır. İslâm fetihleri sırasında (bugünün Filistin, Suriye, Ürdün, Mısır, Irak ve Anadolu coğrafyasında) mevcut olan bazı manastırların XXI. yüzyıla kadar ulaşabilme imkânını elde etmiş olması Müslümanların hoşgörülerinin ötesinde saygılarının ve himayelerinin bir ifadesidir.

Özet olarak şunları söyleyebiliriz: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Hıristiyanlara mabetlerinin yıkılmayacağı garantisini verdi. Onun bu garanti dışında herhangi bir şartı ileri sürdüğüne dair ilk dönem kaynaklarında bilgi yoktur. Daha sonra fetihler neticesinde yapılan anlaşmalarda bazı yeni durumlar ortaya çıkmıştı. Bunlar fethedilen kentlerde bazı kiliselerin camiye tahvili ya da bazı kiliselere el konulması idi. Zira Müslüman fatihler ele geçirdikleri yerlerde ilk önce mabetlerini tesis etme cihetine gidiyorlardı. Mabetlerin tesisi Müslümanların o şehirdeki hâkimiyetlerini, onların dini kimliklerini ortaya koymalarını göstermesi bakımından önemliydi. Bunun için, şehirlerde duruma göre, bazen geçici olarak bazı kiliselerin Hıristiyanlarla paylaşıldığı da olmuştur.[2]



[1]     Bkz. el-Akkâd, el-Abkariyyâtül'l- İslâmiye, Beyrut 1968, 427-428; Muhammed Hüseyin Heykel, el-Fârûku Ömer, Kahire 1963-1964, 1, 258-260.

[2]     Levent Öztürk, Asr-ı Saadet’ten Haçlı Seferlerine Kadar İslâm Toplumunda Hıristiyanlar, s.118-119.

 
< Önceki   Sonraki >

Kısa Sûrelerin Tefsîri

Kısa Surelerin Tefsiri
Namaz dinin direğidir. Halkımız arasında namaz sûreleri olarak nitelendirilen -ki aslında tüm sûreler namaz sûresidir

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün25
Dün65
Toplam36275

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol