İSLÂM TÂRİHİNDEN DİNLERARASI DİYALOG ÖRNEKLERİ PDF Yazdır E-posta

Dinlerarası diyalog, bir ibdâ (öncesi olmadan yeni ortaya konmuş bir şey) değil, bir ihyâdır. Yani sıfırdan inşâ değil, kullanılmaya kullanılmaya körelmiş kuyulardaki suyu tekrar gün yüzüne çıkartma gibi, kullanılmaya kullanılmaya bize yabancı olmuş, hakkında “yok” hükmü verilmiş ama aslında, zâtında mevcut olan bir şeyi yeniden ortaya çıkarmadır.

Evet, hoşgörü, din mensupları arası diyalog, herkese saygı, herkesi kendi konumunda kabul etme düşüncesi ve bunun hayata intikali, bu asırda ortaya çıkmış bir şey değildir. Sadece Medine Vesikası bu gözle incelense; insanın hangi din, hangi ırk, hangi milletten olursa olsun din, hayat, seyahat, teşebbüs ve mülk edinme hakkının olduğunu İnsanlığın İftihar Tablosu (s.a.s.) o mübarek sesini yükselterek aleme duyurmuştur. Bu hakların dokunulmaz ve aynı zamanda mukaddes olduğu bu Vesika'da vardır. Aynı hakikatler başka bir dille, başka bir anlatma üslûbu ve edası ile Veda Hutbesi'nde tekrar edilmiştir.  Medine Vesikası ile Veda Hutbesi arasında yaklaşık on yıl vardır. Demek bu on yılda bir çizgi değişikliği yok; aksine tahşidat ve tahkim vardır. Bu kabuller ne Medine Vesikası'nda, ne de Veda Hutbesi'nde zikredilmekle kalmamış, ağızdan çıkan bu hakikatler aynı zamanda hayat olmuştur. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunları bizzat yaşadığı gibi takip eden dönemlerde Raşit Halifeler yaşamış, tabiîn yaşamış, tebe-i tabiîn yaşamıştır. Fetih dönemlerinde, Müslümanlar kilise ve havraları yıkmamış, azınlıkların haklarına dokunmuşlardır ve vicdan hürriyetini kısıtlamamışlardır. Tarihte Müslümanların vesayeti altında yaşayan azınlıklar, kendilerine tanınan bu hakların başka işgal güçleri tarafından ellerinden alındıkları zaman ancak anlamışlar Müslümanların kendilerine neler bahşettiklerini.

Fakat şunu da kabullenmek gerekir ki bu hakikatler, 15 asırlık İslam tarihinde her zaman Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem), Raşid Halifeler'in gözettiği hassasiyet içinde uygulanmamıştır. Uygulanmamış, çünkü işin özünü hazmedemeyen, içine sindiremeyen insanlar üst makamları tutmuş. İslam ile bağdaştıramayacağımız dünyevi düşünceler ön plana çıkmış. Makam sevdası, menfaat duygusu, kabile taassubu ve benzeri nice menfilikler ortaya çıkmış. Buna bağlı olarak gün gelmiş nasslar farklı yorumlamalara konu olmuş. Gün gelmiş bu farklı yorumlar pratiğe yansımış. Dolayısıyla halk tabiriyle ifade edelim İslam adına nice kabalıklar yapılmış. Ama bunlar esasında İslam'ın değil, Müslümanlığı hazmedememiş insanların tavırlarına ait kabalıklardır.

İslâm dini, hoşgörü, diğer din mensuplarıyla diyalog, herkese saygı, herkesi kendi konumunda kabul etme düşüncesi ve bunun hayata intikalini, müntesiplerinin omuzlarına bir vazife ve vecibe olarak yüklüyorsa, bunu ve bu süreci hiç kimse kendine mal edemez. Evet o, hiç kimsenin şefkatinin ve merhametinin ürünü değildir. Aksine İslam’ın şefkati, ve merhametidir.

Bu makalemizde, Peygamber Efendimiz’den (s.a.s.) başlayarak, Dört Halîfe ve sonrası ile, Türk-İslâm Devletlerinde diğer din mensuplarına gösterilen hoşgörü ve diyalog örneklerine temas etmek istiyoruz.

 

 

A. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) Dinlerarası Diyalog Faaliyetleri ve Diğer Din Mensuplarına Gösterdiği Hoşgörü Örnekleri

a. Hıristiyanlarla Diyalog

b. Yahudilerle Diyalog

 

B. Dört Halife Ve Sonrası Dönemde Dinlerarası Diyalog Ve İslâm Toplumu’nda Diğer Din Mensuplarına Gösterilen Hoşgörü Örnekleri

a. İnanç ve Fikirlerine Gösterilen Hoşgörü

b. İbadetlerine ve Kutsal Değerlerine Gösterilen Hoşgörü

c. Müslümanlarla Gayrimüslimler Arasında Ortaya Çıkan Dinî Tartışmalar Ve Gösterilen Hoşgörü

d. Bürokraside Gösterilen Hoşgörü

e. Sosyal Hayatla ilgili Bazı Kesitler ve Hoşgörü:

f. Gayrimüslimlerin Hukukî Statüleri:

g. Hukukî Problemler ve Zimmîlere Uygulanacak Ahkâm

h. Diğer Sosyal İlişkiler Ve Hıristiyanların Sosyal Hayatlarına Dair Bazı Bilgiler

 

C. Türk-İslâm Devletlerinde Dinlerarası Diyalog Ve Diğer Din Mensuplarına Gösterilen Hoşgörü Örnekleri

a. Osmanlı Öncesi Türklerde Hoşgörü ve Diyalog Örnekleri

b. Osmanlılarda Hoşgörü ve Diyalog Örnekleri

                     1. Din, inanç ve düşünce alanında tanınan hak ve hürriyetler

             2. Ekonomik ve Sosyal Hak ve Hürriyetler

             3. Hukukî Hak ve Hürriyetler

             4. Osmanlı Milletler Sistemi

d. 18. Yüzyılda Osmanlı Dinî Hoşgörüsünün Konya’daki Gayrimüslimlere Yansıması

 

 
< Önceki

Namazı Anlayarak Kılmak

Namazı Anlayarak Kılmak
Namaz, İslâm'ın beş esasından biri ve çok önemli bir ibadettir. Kuran'da inanmaya ait meselelerin hemen ardından namazdan bahsedilir.

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün43
Dün145
Toplam49145

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol