I. DİNLERARASI DİYALOG VE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ PDF Yazdır E-posta

        Öyle inanıyoruz ki, önümüzdeki yıllar hoşgörü ve sevgi yılları olacak, bu çerçevede dünyaya hem çok şey verecek, hem de dünyadan çok şey alacağız. Bırakın kendi içimizdeki insanlarla, başka kültürlerin, başka medeniyetlerin, başka dünyaların insanlarıyla da kavga etmeye, münakaşa ve zıtlaşmaya yol açan meseleler bile bütün bütün kapanacak ve sevginin gücünü bir kere daha anlayarak herkese sevgiyle, şefkatle bağrımızı açacak, herkesi kucaklayacak ve bugün dünyanın en çok muhtaç olduğu diyalog ve hoşgörü gibi en önemli bir hususu Allah’ın (c.c.) yardımıyla gerçekleştireceğiz.

 

        Bilim ve teknolojinin bize sağladığı imkânlarla küçülerek büyük bir köy haline gelen dünyamızda; kişiler, toplumlar, uygarlıklar arası diyalog kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur. Medeniyetlerin çatışması üzerine kurulan tezlerin ve geliştirilen teorilerin, iki binli yıllarda itibar görmemesi için, dinlerarası diyaloğa önem vermemiz gerekir. Dünyanın küreselleşmesi, Gümrük Birliği veya Avrupa Topluluğu’na girme gibi gelişmeler bize din, diyanet, millet ve kültür adına herhangi bir şey kaybettirmez. Çünkü bizim, bizi ayakta tutan dinamiklerimizin güç ve kuvvetine inancımız tamdır. Bizim, Kur’ân’ın vahy-i semavîye dayandığından ve beşerin her türlü problemlerini çözeceğinden şüphemiz yoktur.

        Evet, insan hak ve özgürlüklerine saygılı olunması, toplumda bir kesimin diğer kesimle veya bir dinin diğer bir dinle çatıştırılmayıp barış içinde yaşaması, hoşgörü ve diyalog çalışmalarının hızlandırılması ve demokratik olan bütün gelişmelerin desteklenmesi hususu çok önemlidir. Müslümanlar açısından hoşgörünün, diyaloğun ve bir arada yaşamanın hem dinî temelleri mevcuttur, hem de, entelektüel temelleri. Bu çerçeve içerisinde bu temelleri işletmek ve dünyamızın ortak yaşamı içerisinde Müslümanlar da etkin bir rol almak istiyorlarsa, tarihte pek çok güzel örneklerini gördüğümüz bu anlayışı yeniden gündeme getirmek, yeniden değerlendirmek ve düşünmek zorundadırlar. Bunu gerçekleştirmek için önümüzde ne dinî, ne de entelektüel bir engel vardır.


        Tarihteki ve günümüzdeki din istismarından kaynaklanan savaşlar, insanlığın kalplerini sızlatan görüntülerdir. İnsanlar yalnız Yaratıcılarına karşı sorumlu olmaları gerekirken, bazı insanların veya grupların kendi doğrularını başkalarına Allah adına zorla kabul ettirmeğe çalışmaları, küçülen dünyamızda büyük huzursuzluklara yol açmaktadır. Sosyal ilişkilerin sıklaştığı günümüzde, insanlık dışı acıların tekrar tekrar yaşanmaması ve dünya barışının sağlanması için, manevî liderlerin aralarındaki dinî farklılıkları ve sorunları gündeme getirmeden ve kavga konusu yapmadan, karşılıklı görüşme ve anlayışlarla çalışmaları tabiî bir davranıştır.


        Binlerce yıl süren tarih tablosuna baktığımızda, dinler ve inançlar arası sıcak ve soğuk kavgaların insanlığa felaketler ve acılar, nefret ve kin dışında bir şey getirmediği şuuru her geçen gün biraz daha kuvvetlenmektedir. En büyük sebep de birbirlerini tanımamalarıdır. Küçülen dünyamızda insanların dostça ve barış içinde yaşayabilme yollarının başında birbirlerini yeterince tanımaları, diyalog halinde olmaları ihtiyacı kendini göstermektedir. Evet, inanç ve vicdana bağlı ahlakî değerleri, yıkıcı akımlara karşı daha güçlü koruyabilmek için, gençliğin daha iyi yetişmesine katkıda bulunabilmek için, inanan insanların el birliği yapmasına ihtiyaç vardır. Eğer dinler iyiliği, güzel ahlakı, huzuru, adaleti tavsiye ediyorlarsa, aynı gayede bir araya gelip güç birliği yapmalarından, sorunlarına birlikte çözüm yolları aramalarından daha tabiî ne olabilir?

 


Dinlerarası Diyalog Nedir?

        Aynı dinden kaynaklanan grupların kendi aralarında olduğu gibi, farklı dinlere mensup insanların, inanç ve düşüncelerini zorla birbirine kabul ettirme yoluna gitmeden, birbirlerine sıcak ve hoşgörüyle bakabilmesi, ortak meseleler etrafında konuşabilmesi, tartışabilmesi ve işbirliği yapabilmesi anlamına gelmektedir.(Günay Tümer, Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1997, s.426.)

 

        Diğer bir tanıma göre ise Dinlerarası Diyalog; her din mensubunun, kendi dinini, olduğu gibi, nasıl anlaşılmasını istiyorsa o tarzda anlatması, aynı fırsatı muhatabı olan din mensubuna da vermesi demektir. Herkesin en kıymetli hazinesi saydığı dinini bozmaksızın birlikte çalışacakları müşterek geniş alanlar mevcuttur. Zaten dininden taviz vermesi hâlinde ortada diyalog kalmaz, kişi –yetkisi varmış gibi– dinini âdeta değiştirmiş olur. Diyalogda muhtemel bir tehlike “hakikatin izafileşmesi”dir; ama işaret ettiğimiz tarzdaki görüşmede bu risk yoktur. Herkes kendi farklı inancının hakikat olduğuna kesin inanmakla beraber pratik hayatın çeşitli alanlarında öteki ile işbirliği yapabilir.(Suat Yıldırım, Dinler Ve Barış Sempozyumundan Geriye Kalan, Yeni Ümit Dergisi, sayı.64, s.6-10)

 
< Önceki   Sonraki >

Namazı Anlayarak Kılmak

Namazı Anlayarak Kılmak
Namaz, İslâm'ın beş esasından biri ve çok önemli bir ibadettir. Kuran'da inanmaya ait meselelerin hemen ardından namazdan bahsedilir.

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün44
Dün145
Toplam49146

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol