Slide1 Slide2 Slide3 Slide4
01 / 04

Slide1

02 / 04

Slide2

03 / 04

Slide3

04 / 04

Slide4


MUHTESİB OLMA ŞARTLARI

Muhtesib, yetkili bulunduğu sahalarda ve bu yetkinin alanına giren konularda devamlı olarak müslümanları kontrol altında bulundurmak zorundadır. Böyle ağır bir vazifeyi yüklendiğinden dolayı kendisinde bazı farklı sıfat ve özelliklerin bulunması gerekir. Bu özellikler, eskiden beri pek çok müellifin eserlerine (3) konu olmuştur. Ufak—tefek bazı farklılıklar hariç hemen hemen bütün müelliflerin üzerinde birleştikleri bu sıfatlar kısaca şunlardır:

Muhtesib olma şartları:

1. Müslüman olması,

2. Akil - baliğ olması,

3. Erkek olması,

4. Adil olması,

5. İzinli olması,

6. Kudretin olması,

7. İlim sahibi olması,

8. İlmiyle âmil olması,

9. Allah rızası için yapması,

10. Titizlik şuuru, İrade hassasiyetine malik olması (vera ve takvâ sahibi olması),

11. İyi ahlâklı olmalı.


HÎSBEDE METOD ve MÜEYYİDE:

Hisbe fonksiyonu ifa edilirken metod olarak şu dereceleme takip edilir ve müeyyideleri tatbik edilir:

1) Taarruf. Yani münkeri araştırıp öğrenmeye çalışmaktır." Buna tecessüs denir ki, bu yasaktır. Başkasının evine kulaklarını verip, burada çalgı sesi var mı? diye dinlemek veya şarap içiyorlar mı? diye koku almaya çalışmak doğru değildir. Çantası içinde ne olduğunu eli ile yoklamak veya ne yapıyor diye komşusundan soruşturmak "uygun değildir. Fakat iki âdil şahit ihbar ederse, o zaman müsaade istemeden eve girebilir.

2) Tarif: Lütuf ve mülayemetle bilmeyene öğretmektir. Zira çok defa insan bilmeyerek münkeri yapar.

3) Va'zu nasihat ve Allah'ın azabı ile korkutmak. Bu da bilerek kötülüğü irtikâb eden kimseye karşı yapılır.

4) Sert davranma: Söz ile haşin davranmak, tahkir etmek ve ağır konuşmak. Bu dereceye, önce tatlılık ve mülayemetle nasihat yapıldıktan ve te'siri görülmedikten sonra geçilir.

5) El ile müdahele edip değiştirme: Bu da çalgı âletini kırmak, içkiyi dökmek ve erkeklerin sırtından ipek elbiseyi çıkarmak. Muhtesib bütün bu işleri yaparken herhangi bir izne muhtaç değildir.

6) Korkutmak: "Bu işi terket, yoksa kafanı kırar ve kelleni uçururum" yahut "Emir veririm, sana şöyle şöyle eziyet yaptırırım" demek gibi sözlerle korkutmaktır. Bilfiil dövmeden, dayak atmadan önce mümkün mertebe bunları söylemek lazımdır. Bu derecenin edebi yapamayacağı şey ile korkutmamaktır.

7) Silah çekmeden el ve ayak ile dövmektir: Bu da yalnız münker'i önleyecek derecede olmak üzere ferdler için caizdir. Kötülük önlenince el ve ayak da çekilmelidir.

8) Silah Kullanmak: Bu son çâredir. Nadiren baş vurulur. Daha çok karşı tarafın silah kullanması buna sebeb olur (5).

Bu metodlardan bazılarında müeyyide umumi bir ifade ile ta'zir hakkına giriyor ki hacet nisbetinde takdir edilir. Ta'zirin tatbiki takdire bağlı olarak çok çeşitli olabileceği gibi şiddeti de değişir. Had cezalarının tatbik edilmesi işinin de bazı hallerde muhtesibe bırakıldığı vakidir (6).


MUHTESİBÎN VAZİFELERİ

Muhtesibin vazifelerini genel olarak iki grupta toplamak mümkündür. Bunlar:

A) Nazarî Vazifeleri.

B) Amelî Vazifeleri.

Muhtesibin nazarî vazifelerinin içine ma'rufu emir ve münkeri nehy girmektedir. Hisbenin muhtevasını teşkil eden ma'rufu emir ve münkerden nehy mevzuları üç kısma ayrılır: 1) İlâhî haklara (hukukullah) ait olanlar. 2) Kul haklarına ait (hukuku'l-ibad) olanlar. 3) Hem ilâhî ve hem de kul hakkı olanlar.

Muhtesibin amelî vazifeleri.

1) Umumi Hususlar: Çarşı pazar ve yollar; bazı para ve ölçü birimleri; terazi, ölçek ve ayar; umumi olarak alım-satım; fiyat tahdidi ve karaborsacılık; ticari temsilciler.

2) Yiyecek ve içecek maddeler: Hububatçılar ve değirmenciler; ekmekçiler ve fırıncılar; kesiciler ve kasaplar; kızartmacılar; aşçılar; sucukçular; bakkallar; helvacılar; ciğerciler; sütçüler.

3) Giyecek maddeleri imalatçıları ve satıcılar: Dokumacılar; terziler; pamukçular; ketenciler; ipekçiler; iplik ve kumaş boyacıları; ayakkabıcılar.

4) Sağlık hususları: Şurupçular; eczacılar; doktorlar; damardan kan alma ve hacamat; hamamcılar, nalbantlar.

5) Diğer meslekler: Sarraflar; kuyumcular; bakırcılar ve demirciler; porselen ve toprak eşya satıcıları.

6) Muhtesibin diğer pratik görevleri: Çocuk terbiyecileri; zimmiler; para basılması; valiler ve devlet adamları; kadılar; din görevlileri; katipler; diğer meslekler (7).

Yukarıda nazarî ve amelî vazifelerini saydığımız muhtesibin amelî vazifelerinin herbirini nasıl yerine getirdiğini, yani nasıl teftiş ettiğini birer birer anlatmak çok uzun tutacağından, biz her neviden sadece bir tanesini anlatmak suretiyle iktifa edeceğiz.

1) Umumi hususlar: Çarşı-pazar ve yolları teftiş.

Bir beldede âmmenin en çok menfaati bulunan yerlerden biri şüphesiz çarşı ve pazarlardır. Orada meselâ satışlarda yalan, hile, ölçü ve tartıda eksiltmeler, akit şartlarına riayetsizlik olabilir. Ayrıca çarşıda pazarda şeriatın gayr-i meşru saydığı oyun âletleri, gümüş ve altından yapılmış eşya, erkeklerin giyimlerine mahsus ipek ve halk arasında iltibasa meydan verecek her türlü alım-satımlar cereyan edebilir.

İnşa tekniğine gelince; çarşı ve pazarın halka herhangi bir zarar vermeyecek şekilde geniş ve yüksek inşaası gerekmektedir. Gelip-geçenlerin zarar görmelerine sebeb olan her türlü yol daraltıcı ilavelerden sakınılması icab etmektedir.

Sokaklar tertemiz olmalıdır. Yolcuların üzerlerini kirletecek veya kokacak yük ve maddelerin sokaklara dökülmesi veya yoldan zararlı bir tarzda geçirilmesi yasaklanmalıdır.

Aynı cins meslek sahiplerine bir yer tahsis edilir; onların birbirlerinden zarar görmeleri muhtesib tarafından önlenir.

Muhtesib iş kolundakilerin kâfi derecede dinî bilgi sahibi bulunmalarına da dikkat eder.

Hayvanlara çok yük yüklenmemesi ve yüklerin icabında indirilmesi muhtesibin vazifeleri arasında olduğu gibi, karaborsacılığa mani olmak da onun vazifelerindendir.

Deniz trafiği de muhtesibin kontrolündedir. Deniz vasıtalarının batma tehlikesi olacak kadar nizam dışı yüklenmesine mâni olması gerektiği gibi şiddetli rüzgârda da trafiği kapatacaktır. (8).

2) Yiyecek ve içecek maddeleri: Fırıncıları teftiş:

Muhtesib fırıncılara, su kaplarını örtmelerini, bütün ekmek örtü ve kaplarının temiz tutulmasını emreder.

Hamur kabarmadan ekmek pişirilmemelidir; şayet pişirilirse tartıda ağır olacağı gibi mideye de oturur. Ocaktan ne pişmeden çıkarılmalı ve ne de yakmalıdır (9).

3) Giyecek maddeleri imâlâtçıları ve satıcılar: Terzileri kontrol:

Muhtesib, terzilerin halkın kumaşından çalmalarına mâni olur. Terzilerin halkın elbiseliklerini uzun müddet yanlarında tutup halkın kendilerine taşınıp durmalarına engel olunmalıdır.

4) Sağlık hususları: Doktorların kontrolü: Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur:

"Tıp bilgisi malum olmadığı halde tabiblik taslayan tazmin eder. (10).

Tedâvi usulü hakkında verilen bilgiyi kaydedelim: Doktor hastaya acısını ve belirtilerini sorar, nabzını öğrenir. Sonra İlaçlarının terkibini de gösteren bir reçete yazar; bundan sonra hastanın dediklerini, kendi teşhis ve ilaçlarını ihtiva eden bir rapor yazıp, hastanın yakınlarına verir ve buna oradakileri şahit kılar. Ertesi gün doktor tekrar gelir; aynı ameliyeyi yapar ve yazıp raporunu teslim eder. Üçüncü, dördüncü günler ayni şekilde hareket eder. Neticede hasta ya ölür veya iyi olur.

Eğer iyi olursa doktor ücretini alır; ölürse hastanın yakınları belde hekimi (meşhur hekim)nin yanına gidip reçete ve raporları arzederler. Eğer iyi derse ne alâ; şayet yanlış tatbikat görürse "hastanın diyetini tabibten alın; onu kötü işi ve ihmali ile öldüren odur" der. Ehil olmayan sahte doktorlara mâni olmak için böyle çalışılmıştır.

Muhtesib tabiblere, kadınlara çocuk düşürten, erkeklere de nesli kesen ilaç vermemeleri, hastaların yanına girince haramdan gözlerini sakınmaları, sırları ve ayıpları ifşa etmemeleri hususlarında söz alır.

Muhtesib, doktorları İmtihan eder. Doktorlar gerekli tibbî aletlerin hepsini yanlarında bulundurmak zorundadırlar.

5) Diğer meslekler: Kuyumcuların teftişi: Başkası için bir şeyi kalıba dökmek, icabettiğinde bunu sahibinin huzurunda yapmalı, önce ve sonra tartmalıdır. Taşını da böyle yapmalıdır. Kuyumcuların hileleri gizlidir; kolay anlaşılamaz. Onlar kimsenin anlayamayacağı cila ve boya işleri bilirler. Dindar ve emniyetli kimse olmaktan başka, hiçbir şey bunlara mâni olamaz.

6) Muhtesibin diğer pratik görevleri: Din görevlilerinin teftişi:

Cami hergün süpürülüp temizlenir; hasırlar silkilir; duvarlar silinir; kandiller yıkanır ve geceleri yakılır. Muhtesib, namazdan sonraları caminin kapatılmasını emreder. Camiye komşu bulunan kimseleri cemaat namazına devama mecbur eder. Her camiin inşaat durumunu kontrol eden ve gereğinde tamir eden daimi bir ustası bulunması gerekir.

Müezzin emin, âdil, güvenilir ve namaz vakitlerini bilen bir kimse olmalıdır. Muhtesib, müezzini imtihan eder; ezan vaktini bilmeyene müezzinlik imkânı vermez; yoksa halkın namazı ifsat olur; müezzin fıkıhdaki ezan ve ikâmet bahislerini okumuş olmalıdır.

Muhtesib, Kur'ân okuyanların, Kur'ân'ı tertil ile okumalarını, lahn ve teganni yapmamalarını emreder.

Muhtesib vaizleri de kontrol eder; din, hayır, fazilet, şeriat ilimlerine ve edebiyata vakıf olan; Kur'ân'ı ezbere bilen, hadisleri, salihlerin hikayelerini bilen kimselerden başkasına vaaz imkânı vermez. Muhtesib bu mevzulardan imtihan eder; cevap alırsa ne alâ; cevap alamazsa vaazdan meneder.

Vaiz olabilme şartları arasında kitap ve sünneti bilmek, ifadesinin güzel olması mevcuttur (11).

Hülasa olarak muhtesib, hammalları ve nakil vasıtalarını tahammülleri fevkinde yük almaktan men, yıkılmak tehlikesinde bulunan binaları yıktırarak bu yüzden yolculara vukuu melhuz tehlikeyi def, mekteplerde ve diğer ta'lim müesseselerinde talebeyi şiddetli döven muallimleri cezalandırmak gibi umumun menfaatine ait şeylere nezaret eylerdi. Bundan başka muhtesib, yiyecek, içeceğe hile karışmasını noksan tartı kullanılmasını menetmek gibi bugün belediyelerin vazifelerinden olan hususlara da bakardı (12).

Muhtesiblerin cemiyetteki vazifeleri sayılamayacak kadar çoktur. Belde ve cemiyet içinde âmme ihtiyaçlarını celbeden herşey hisbenin şumulüne girmektedir.

 

 

KAYNAKLAR:

1. Önceki sayıda zikredilmiştir.

2. Kavakçı, Y. Ziya, Hisbe Teşkilatı, 145.

3. Kazıcı, Ziya: Osmanlılarda İhtisâb Müessesesi s.53. Ayrıca bu konuda daha geniş bilgi için bkz. Mâverdi: Ah kâmu's-Sultâniyye s.241; Taşköprü Zâde: Mevzuatu'l-Ulum: 2/570; İhya 2/775; Kavakçı, Y.ZIya: Hisbe, 22—29 ve Meâlimü'l-Kurbeh fi ahkâmi'l-Hisbeh, s. 25.

4. Kazıcı, Zlya:a.g.e., s. 53 - 58.

5. İhya: 2/809—816.

6. Kavakçı, Y. Ziya: a.g.e., ,57.

7. Kavakçı, Y. Ziya: a.g.e., 63.

8. İhya: 2/256.

9. Şorbacı:Bişri Tes'ir fi'l— İslâm, s.129-134.

10. Ebu Davud: Diyât: 23; Neşet, Kasâme: 40: İbn Mâce, Tıb; 16.

11. Kavakçı, Y. Ziya: a.g.e., s. 134.

12. Osmanlı Tarih Deyimi, ve Terimi. Sözlü. 1/572.

 

Yeni Ümit 
Ocak-Şubat-Mart 1990 Sayı :7 Yıl :2

Âyetü'l Kürsî ve Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Kur’an-ı Kerim’in her bir suresi ve ayeti nice fazilete sahip olmakla birlikte bazı sure ve ayetlerin, gerek Kur’an-ı Kerim gerekse Efendiler Efendisi tarafından faziletine özel bir vurgu yapılmıştır.

Faziletli Dualar

Peygamber Efendimiz'in Dilinden Faziletli Dualar
Duanın insan için ne anlam ifade ettiğini ve okuduğu veya okuyacağı duaların fazilet ve değerini bilmek isteyenler için bir başvuru kaynağı.

Yasin Suresi Tefsiri

Yasin Suresi Tefsiri
Ayrıca nasıl ki kalp, vücudun emîridir, aynı şekilde Yâsîn Sûresi de Kur’ân sûrelerinin emîri hükmündedir.

Namazı Anlayarak Kılmak

Namazı Anlayarak Kılmak
Namaz, İslâm'ın beş esasından biri ve çok önemli bir ibadettir. Kuran'da inanmaya ait meselelerin hemen ardından namazdan bahsedilir.