|
Dinlerarası diyaloğa karşı çıkan bazı kimseler, bundan tam olarak neyin kastedildiğini bilemediklerinden dolayı karşı çıkıyorlar. Onun için, dinlerarası diyaloğun ne olduğu kadar, ne olmadığı da önemlidir. 1. Dinlerarası Diyalog; dinleri birleştirme veya bir potada eritip “yeni bir din” üretme teşebbüsü değildir. Dinlerarası Diyalog; tüm farklılıkları koruyarak herhangi bir zorlamaya girmeden hoşgörü ve anlayış içinde ortak meseleleri konuşma, müzakere etme ve işbirliği yolları arama gayretidir. 2. Diyalog, aynı zamanda bir misyonerlik ve tebliğ faaliyeti de değildir. 3. Diyalog, bir taviz verme veya taviz koparma hareketi değildir. Yani diyaloğa girmek pazarlık yapmak, ya da uzlaşı ve taviz aramak değildir. 4.Diyalog görüşmelerinde: “Siz Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya inanıyorsunuz da Hz. Muhammed’e niye inanmıyorsunuz?” şeklinde bir soru yanlıştır. Çünkü diyalog görüşmeleri, bir bütünleşme toplantıları değil, diyalog toplantılarıdır. Yoksa böyle diyenler Müslüman olurdu. Evet bu diyalog görüşmeleri Müslümanlar arasındaki sohbet değil, bu değişik din mensuplarının arasındaki bir diyalogdur. Bu birlikteliklerde, bazı konulara özellikle tarafların birbirini incitecek konulara hiç girilmemeli, aksine müştereklerde diyalog kurulmalı, müştereklerde bir arada olunmalıdır.(Niyazi Öktem, Kültürlerarası Diyalog Sempozyumu, İst. Büyük Şehir Belediyesi, 7-8 Mart 1998, İst., s.163-164) |
|
|
Öyle inanıyoruz ki, önümüzdeki yıllar hoşgörü ve sevgi yılları olacak, bu çerçevede dünyaya hem çok şey verecek, hem de dünyadan çok şey alacağız. Bırakın kendi içimizdeki insanlarla, başka kültürlerin, başka medeniyetlerin, başka dünyaların insanlarıyla da kavga etmeye, münakaşa ve zıtlaşmaya yol açan meseleler bile bütün bütün kapanacak ve sevginin gücünü bir kere daha anlayarak herkese sevgiyle, şefkatle bağrımızı açacak, herkesi kucaklayacak ve bugün dünyanın en çok muhtaç olduğu diyalog ve hoşgörü gibi en önemli bir hususu Allah’ın (c.c.) yardımıyla gerçekleştireceğiz. Bilim ve teknolojinin bize sağladığı imkânlarla küçülerek büyük bir köy haline gelen dünyamızda; kişiler, toplumlar, uygarlıklar arası diyalog kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur. Medeniyetlerin çatışması üzerine kurulan tezlerin ve geliştirilen teorilerin, iki binli yıllarda itibar görmemesi için, dinlerarası diyaloğa önem vermemiz gerekir. Dünyanın küreselleşmesi, Gümrük Birliği veya Avrupa Topluluğu’na girme gibi gelişmeler bize din, diyanet, millet ve kültür adına herhangi bir şey kaybettirmez. Çünkü bizim, bizi ayakta tutan dinamiklerimizin güç ve kuvvetine inancımız tamdır. Bizim, Kur’ân’ın vahy-i semavîye dayandığından ve beşerin her türlü problemlerini çözeceğinden şüphemiz yoktur. |
|
Devamını oku...
|
|
Muhterem Efendim , yoğun çalışma temponuzdan bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür ederek izninizle ilk soruma geçmek istiyorum : "Tarih boyunca Dinlerarası Diyalog" isimli eserinizi kaleme alma düşüncesi ne zaman ve hangi sebeplerden dolayı hâsıl oldu?
Türkiye’de Dinlerarası diyalog faaliyetlerinde eskisine göre bir artış olduğu yıllarda, yani 1997 veya 1998’li yıllarda, birileri bunun İslâm dini için faydalı ve gerekli olduğunu söylüyor, birileri de tam tersi zararlı olduğu kanaatiyle karşı çıkıyordu. Ben de başta Kur’an ve Peygamber Efendimizin hadislerinde ve İslâm tarihinde diyalogun yeri nedir diye bir araştırma yapmaya karar verdim. Yani dinlerarası diyalog yapanlar mı haklı, yoksa karşı çıkanlar mı? Diyalog, İslam dini için faydalı mı, yoksa zararlı mı? Evet böyle bir düşünceyle yola çıktım ve bir araştırma yapmaya karar verdim. Bu araştırmamda da, başta diyalog nedir, ne değildir, diyaloğun fayda ve semereleri konusunu ele aldım. Daha sonra da Kur’an’a diyalogla ilgili ve diyalog karşıtı gibi görünen ayetleri topladım… Sonra da başta Peygamber Efendimizin diğer din mensuplarıyla ilgili söz ve davranışlarını, devamında da İslam tarihini araştırım… Tabii günümüzde de diyoloğu sadece belli kimseler yapmıyor, özellikle meslektaşlarımızdan diyalog taraftarı olanların görüşlerini verdim… Kitabımızın son bölümünde ise, diyaloğun tarihi ve misyonerlikle ilişkisi üzerinde durdum… |
|
2- Diyalog Hizmetleri ile İslamî tarafın amaçladığı hedefler nelerdir? Yani özetle sormak gerekirse: Neden "Diyalog"?
Sizin özetle sorduğunuza ben müsaadenizle biraz uzunca bir cevap vereyim: Küreselleşen ve hızla küçülüp bir köy haline gelen dünyamızda, herkesle beraber bir arada yaşamanın zorunlu olduğuna ve bu meselenin önümüzdeki yılların en önemli konularından biri haline geleceğine kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu sebeple de, daha çok hoşgörü ve diyalogla bu vetire hızlandırılmalı ve geleceğin dünyasına hem millet, hem de devlet olarak mutlaka hazırlanılmalıdır.
Günümüzdeki gelişmeler için bu çeşit teşebbüsler normal görülebilir. Çünkü insanlar bugün, eskiye oranla, birbirleriyle daha yakın ticarî, siyasî, askerî, dinî ve kültürel münasebetler içerisindedirler. Bu münasebetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi; karşılıklı hoşgörü ve iyi niyet esaslarına bağlıdır. 21. yüzyılda, hemen hemen her dinin hâkimiyet alanında olduğu gibi, Müslümanların hâkim olduğu yerlerde Hıristiyanların, Hıristiyanların hâkim olduğu yerlerde Müslümanların bulunması da; karşılıklı olarak her iki tarafın birbiriyle iyi münasebetler içerisine girmesini zorunlu kılmaktadır.[1] |
|
Devamını oku...
|
|
|