Kur'an-ı Kerim'de Koruyucu Hekimlik
 Temmuz - Ağustos - Eylül 2005 Sayı :69 Yıl :18"Hıfzıssıhha" denen koruyucu hekimliğin gayesi, insanları hastalıklara karşı korumaktır. Hastalıklara karşı korumanın da temel kaidesi "temizlik"tir. İnsanlık âlemine gerçek anlamda koruyucu hekimliği bahşeden İslâmiyet'tir. Ortaçağ Avrupa'sına tuvalet ve banyo alışkanlığını öğreten de Müslümanlardır.

Batıda 542 yılında ortaya çıkan veba salgını, mahiyeti bilinmediğinden, kırk sene devam etmiş, milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu tarihten 1862 yılına kadar yirmi beş veba salgını zuhur etmiş; Avrupa nüfusunu yarıya indirmiştir. Halbuki, beri tarafta, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyordu: "Bir yerde tâûn (veba) bulunduğunu işitirseniz oraya girmeyin. Bulunduğunuz yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılmayın." (Buhari, Tıp 30; Müslim, Selâm 92.)

Avrupalı doktorların yüzlerce sene sonra, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleme konusunda keşfedebildikleri "karantina" usulü Resûl-i Ekrem (s.a.s.) tarafından konmuş bulunuyordu.
Devamını oku...
 
Beş Vakit Namaz ve Namazların Cem'i

ImageNamaz, bütün ilâhî dinlerin ortak hükümlerinden olup, peygamberler üstlendikleri ağır görevi ifa ederken namazın sağladığı sürekli manevî güçten destek almışlar, bu cümleden olmak üzere Kur'ân-ı Kerim'de bazı peygamberlerin namazın önemini vurgulayan ifadelerine atıfta bulunulmuştur. Meselâ Kur'ân'da Hz. İbrahim'in şöyle dua ettiğini okuyoruz: 'Ya Rabbî! Beni de, neslimden çoğunu da namazı devamlı olarak ve gereğince kılan kullarından eyle! Duamı, lütfen kabul buyur Ya Rabbi!' (İbrahim, 14/40). Hz. Lokman'ın oğluna verdiği öğütlere değinilirken de onun şöyle dediği nakledilir: 'Evlâdım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.' (Lokman, 31/17).

Peygamberlerle ilgili olarak namazı vurgulayan daha pek çok âyet vardır Kur'ân-ı Kerim'de: 'Bir vakit İsrail Oğulları'ndan söz alıp: 'Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin' demiştik.' (Bakara, 2/83). Hz. Musa'ya hitaben: 'Muhakkak ki Ben'im gerçek İlâh. Benden başka yoktur ilâh. O halde sen de yalnız Bana ibadet et. Beni anmak için namaz eda et.' (Tâ-Hâ, 20/14); Hz. İsa ile ilgili olarak da: 'Ben Allah'ın kuluyum, O bana Kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi. Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekâtı farz kıldı.' (Meryem, 19/30-31) buyurulmaktadır.

Devamını oku...
 
Kurân-ı Kerim ve Tıp

Image Kur’ân-ı Kerîm’in ana gayeleri şunlardır:


1. Tevhid, yani Allah’ın birliği.

2. Nübüvvet, yani peygamberlik.

3. Âhiret, yani öldükten sonra dirilme,

haşir, neşir, cennet ve cehennem.

4. İbadet ve adaleti de kapsayarak istikamet.


Kısaca ana gayeleri bu şekilde özetlenen Kur’ân’da, bu gayelere yönelik çok değişik konulardan bahsedilir. Bunlardan birisi de, herkesi yakından ilgilendiren tıp ile ilgili konulardır. Fakat Kur’ân’da, bir tıp kitabı olmadığı ve bu konuları anlatmak için indirilmediği için geniş ve tafsilâtlı bir tıp bilgisi ve tedavi metodu yoktur. Kur’ân’ın özellikle tıp ve diğer pozitif ilimler sahasındaki genel prensibi, gözlem, deney ve tecrübeye dayanan sahalarda insanları, serbest bırakmak ve onları araştırmaya ve çalışmaya teşvik etmektir. Zamanla tıbbî bilgiler artacak, gelişecek ve hatta değişebilecektir. Kur’ân, şayet bu sahada da geniş tıbbî bilgiler getirseydi, bu artma, gelişme ve değişme olmayacaktı. Zira Kur’ân’ın getirdiği hükümler ve prensipler kesindir ve zamanla değişmesi asla söz konusu değildir.

Devamını oku...
 
Hurûf-u Mukattaa

 Ocak - Şubat - Mart 2006 Sayı :71 Yıl :18Hadislerde Hurûf-u Mukattaa: Kur'ân okumayı teşvik eden, Allah'ın kelâmını okuyana her harfi için on sevap verileceğini ve bu arada الم 'elif-lâm-mîm'in tek harf değil üç harften meydana geldiğini bildiren hadisin dışında muteber hadis kaynaklarında hurûf-u mukattaa'ya dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. 


Hurûf, harf kelimesinin çoğuludur. Mukattaa kelimesi de ayrılmış, münferit demektir Hurûf-u mukattaa ise; ayrılmış, münferit harfler demektir. Bunlara hurûf-u teheccî, evâilü's-süver ve fevâtihü's-süver de denilmiştir. Bu harfler, bir kelime gibi yazıldığı halde, okurken ayrı ayrı olarak okunur. Meselâ, الم tek bir kelime gibi birleşik olarak yazılsa bile, elif-lâm-mîm diye okunur.

 

Bu harflerin seçilip yerleştirilmesinde öylesine bir nizam bulunmaktadır ki, bilhassa bazı muâsır müelliflerin fütursuzca, neredeyse 'tesâdüfî' demeye varan değerlendirmelerine asla imkân vermez: Meselâ:

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 37 - 40 Toplam: 48

Kısa Sûrelerin Tefsîri

Kısa Surelerin Tefsiri
Namaz dinin direğidir. Halkımız arasında namaz sûreleri olarak nitelendirilen -ki aslında tüm sûreler namaz sûresidir

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün11
Dün91
Toplam31447

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol