Dünya barışı için...

Dünya barışı için dinlerarası diyaloğun önemi üzerine (3)

Dinlerarası diyalog; hem bir dine mensup farklı grupların, hem de farklı dinlere mensup insanların, inanç ve düşüncelerini birbirlerine zorla ve etik olmayan yollarla kabul ettirme girişimlerinde bulunmaksızın, ortak meseleler etrafında hoşgörü ortamı içinde konuşabilmesi, tartışabilmesi ve işbirliği yapabilmesi demektir.


Dinlerarası diyalog ne değildir?Dinlerarası diyaloğa karşı çıkan bazı kimseler, bundan tam olarak neyin kastedildiğini bilemediklerinden dolayı karşı çıkıyorlar. Onun için, dinlerarası diyaloğun ne olduğu kadar, ne olmadığı da önemlidir.


Dinlerarası diyalog; dinleri birleştirme veya bir potada eritip “yeni bir din” üretme teşebbüsü değil, tam aksine; tüm farklılıkları koruyarak herhangi bir zorlamaya girmeden hoşgörü ve anlayış içinde ortak meseleleri konuşma, müzakere etme ve işbirliği yolları arama gayretidir.

Devamını oku...
 
Tarih boyunca dinlerarası diyalog

DiyalogBütün savaşlar, taraflar arasındaki köprüler atıldıktan sonra başlar. Aynı odada yaşasalar da birbiriyle konuşmayan iki kişinin dost olması beklenemez.


İnsanlar birbirlerinin duygu ve düşüncelerini anladıkları ölçüde aralarında köprüler kurulur. Allah Rasulü’nün “Size Ehl-i Kitabı, yani Hıristiyanları ve Yahudileri emanet ediyorum.” hadisi şerifinin ve Mevlana’nın, “Bir ayağım merkezde dini esaslara bağlı, diğer ayağım da yetmiş küsûr milletle beraber.” düstûrunda hareketle ‘Tarih Boyunca Dinlerarası Diyalog’ kitabını kaleme alan Prof. Dr. Davut Aydüz’le dinlerarası diyaloğu konuştuk.


-Dinlerarası diyalog nedir?


Hem bir dine mensup farklı grupların, hem de farklı dinlere mensup insanların, inanç ve düşüncelerini birbirlerine zorla kabul ettirmeye çalışmadan, ortak meseleler etrafında hoşgörü içinde konuşabilmesi, tartışabilmesi ve işbirliği yapabilmesi demektir.


-Peki gayesi nedir?


İnsanlığın geleceği için el birliği yapmak inanan herkesin ortak yükümlülüğüdür. Bu bağlamdan yola çıkarsak, eğer dinler iyiliği, güzel ahlâkı, huzuru, adaleti tavsiye ediyorsa, aynı gayede bir araya gelip güç birliği yapmalarından, sorunlara birlikte çözüm yolları aramalarından daha tabiî ne olabilir? Tarih tablosuna baktığımızda, dinler ve inançlar arası kavgaların insanlığa felaket ve acı dışında bir şey getirmediği şuuru her geçen gün biraz daha güçleniyor.


-Dinlerarası diyalog Kur’an-ı Kerim’e zıt mıdır?


Tam aksine bunu Kur’an emrediyor diyebiliriz. Kur’an’a bütüncül bakan bir kimse, Kur’an için “âdeta diyalog kitabı” diyebilir. Ama aradan bazı âyetleri cımbızla çeker gibi alır ve Kur’an’ın diğer âyetlerini -ya bilgisizlikten ya da kasıtlı olarak- görmezden gelirseniz, dinlerarası diyalog Kur’an’a zıt diyebilirsiniz.

Devamını oku...
 
Bediüzzaman'ın Tebliğ ve İrşad Yapanlara Tavsiyeleri

ImageMakalemizde, Bediüzzaman’ın bir ömür boyu tebliğ ve irşad vazifesinde kendisinin bizzat takip edip, talebelerine emir ve tavsiye ettiği, mübelliğ ve mürşidlerin takip etmeleri uygun olan metotları arzetmek istiyoruz.


1.Yaşadığını Anlatmak, Anlattığını da Mutlaka Yaşamak


Yaşadığını anlatmak, anlattığını da mutlaka yaşamak, tebliğcinin en önemli vasıflarından biridir. Ayrıca mübelliğ, yaşanmayan sözlerin, nasihatlerin, ma’şerî vicdanda herhangi bir müspet tesir icra etmeyeceğini de bilmelidir. Çünkü, samimî olmayan söz ve davranışlara Allah (c.c) yümün, bereket ve tesir lûtfetmez. Onun için, mübelliğ bu hususa çok dikkat etmelidir. O, İslâm'ı önce kendi içine sindirip, onu tabiatının bir yanı hâline getirmeli; namazını dosdoğru kılmalı, üzerine farz ise zekâtını tastamam vermeli ve her meselede Allah (c.c) ve Resûlü’ne (s.a.s) itaat etmelidir. Halkın arasında iken nasıl bir davranış sergiliyorsa, bunu yalnız kaldığı zamanlarda da devam ettirmeli ve gizli-açık bütün davranışlarında samimî olmaya gayret göstermelidir.

Devamını oku...
 
Tebliğ Hizmetinde Ashâbın Fedakârlıkları

ImageAshâb Kelimesini Mânâsı


Ashâb, "sahâbî" kelimesinin çoğulu olarak, sahabîler demektir. Sahâbî kelimesinin mânâsı ve kime sahâbî denileceği mevzuunda en tercihe şayân görüş, Hâfız İbn Hacer'e ait olanıdır. Ona göre sahâbî: "Allah Resûlü'nü (s.a.s.) görüp, az dahi olsa sohbetine eren, O'nu dinleyen ve bu ahd ü peymân içinde vefât eden mü'min insandır." (İbn Hacer, 1328, I:7)


Bazıları, sahâbî sayılmak için Allah Resûlü'yle (s.a.s.) bir yıl, hattâ iki yıl birlikte olma şartını ileri sürmüşlerse de, cumhûra göre, Allah Resûlü'nün (s.a.s.) mübarek atmosferine giren ve o atmosferden kalbine ve rûhuna ilhamlar akseden, az buçuk O'nun nurlu ikliminden istifade edip ahde vefâ içinde ölüp giden her mü'min, sahâbî sayılacağında ittifak vardır. (Gülen 1994, 3:139-140)


Sahâbe'nin Büyüklüğü


Sahâbe, enbiyâdan sonra, ittifakla insanlığın en büyükleridir. Çünkü onlar, bizzat Allah Resûlü'nün (s.a.s.) terbiyesinde yetişmişlerdir. Mutlak fazilet enbiyâya aittir ve onlara kat'iyen yetişilmez. Onlardan sonra sahâbe gelir.


Şüphesiz her sahâbî aynı derecede değildir. Sahâbenin de kendi aralarında tabakaları vardır. Yolların bütünüyle sarpa sardığı Mekke döneminde Allah Resûlü'ne (s.a.s.) iman edenler, hicretten ve en nihayet fetihten sonra iman edenler, herhalde aynı kategori içinde mütalâa edilemez. Mesele Kur’ân ve Sünnet'te de böyle ele alınmıştır. Ilgili âyetlerde Muhacirlerin ve Ensar'ın ilklerinden bahsedildiği gibi (Tevbe, 100), fetihten önce infak edip savaşanların, fetihten sonra infak edip savaşanlardan daha üstün bir dereceye sahip oldukları da yine Kur’ân'da anlatılan gerçeklerdendir (Hadid, 10). Ayrıca bu farklılığı Efendimiz'in tercihlerinde görmek de mümkündür.


İbn Hazm, kendisi gibi pek çok müçtehid ve imamların kanaatine tercüman olarak: "Sahâbe-i kirâmın bütünü ehl-i Cennettir." der. (İbn Hacer, I:10)

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 33 - 36 Toplam: 48

Kısa Sûrelerin Tefsîri

Kısa Surelerin Tefsiri
Namaz dinin direğidir. Halkımız arasında namaz sûreleri olarak nitelendirilen -ki aslında tüm sûreler namaz sûresidir

Yasin Sûresi Tefsîri

Yasin Suresi Tefsiri
Gerçekten bu sûre, kirlenen ruhlara ve canlara, temizlenmiş kanla sürekli olarak hayat bahşeden, çarpıp duran mânevî bir kalp durumundadır.

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak

Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak
Bu kitap; Kur’an nurları, tesirleri, özellikleri, faziletleri tefsiri ve hatmi hakkındadır.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün73
Dün130
Toplam31418

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol